Bir Yudum Alkış!

Bir Yudum Alkış!

superadmin superadmin
18 Mart 2020
3 dk okuma
4 görüntülenme

Bir Yudum Alkış! Bu mesleğin en güzel yerini başlık seçtim yazıma, çünkü öyle! En güzel yeridir binlerce kişi tarafından alkışlanmak. Ancak bir yandan da çok tehlikelidir. Çünkü, kendini her gece alkı...

Bir Yudum Alkış!

Bu mesleğin en güzel yerini başlık seçtim yazıma, çünkü öyle! En güzel yeridir binlerce kişi tarafından alkışlanmak. Ancak bir yandan da çok tehlikelidir. Çünkü, kendini her gece alkış almaya alıştırırsan bir süre sonra tüm dünya etrafında dönüyormuş gibi gelir ve egona yenik düşer “en ...benim” demeye başlarsın. Halbuki işimiz “insanı, insana, insanca ve insanla anlatma” sanatıdır. Sanatımız kutsaldır ve insancıldır. Bir oyuncu ben artık oldum derse o gün karanlık bir perde onun üstüne sonsuza dek iner. Bilmez yıllarca o karanlık perdeyi belki ama bir gün gelip o alkış sesleri sustuğunda anlayacaktır. Çünkü bizim mesleğimizde olmak kavramı yoktur. Bizler ‘mış’ gibi yaparız. Bir doktorsanız en’iniz profesör olmak olabilir. Bir pilot olarak en’iniz emekli olmak olabilir. Ancak bir oyuncu iseniz en’iniz ancak ölüm olur. Yıllar boyunca her gece, her bir izleyicinizden bir şeyler öğrenirsiniz, her provanızda karşınızdaki oyuncudan bir şeyler öğrenirsiniz ve her sahneye çıktığınızda ezberinizde olan cümleler o anda ilk defa ağzınızdan çıkıyor, ilk defa zihninizde kuruluyor olmalıdır. Bu yüzden ben oldum diyemezsiniz bunu dediğiniz zaman birer sahtekar olursunuz ve ilk kandırdığınız kendiniz sinizdir. Mesleğim; tıpkı bir davulun sesi gibidir. Uzaktan dinlenilesidir. Ancak madalyonun diğer yüzü, acımasız ve üzücüdür. Bazen kuru bir simitle gününüzü geçirecek kadar gerçektir. Bazen kendini bilmez bir egoiste maruz kalırsın ve sırf yevmiye veriyor diye sessizliğe gömülürsünüz. Hep beklersin dizi setinde; setin kurulmasını, sahnede; son zil sesini, film setinde; klaketin birbirine vurmasını. Hep beklersiniz, sabredersiniz. Bir ustam ‘ Bu işin ilk kırk yıl sefalet daha sonrası sefahat’ derdi. Mesleğim adına kuramlar geliştirenler yahut bu işin duayenleri birçok şey söylemişlerdir aktörlük adına ancak beni tek etkileyen Haldun Taner üstadın ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’ adlı oyunundaki Tomas Fasulyeciyan’ın tiradıdır. Sözlerime bu tirat ile son verirken sahneler kapanmasın oyunlar tükenmesin demek isterim. Zaten aktör dediğin nedir ki? oynarken varızdır, yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız. Görüyorum hepiniz gardıroba koşmaya hazırlıyorsunuz. Birazdan tiyatro bomboş kalacak. Ama tiyatro, işte o zaman yaşamaya başlar. Çünkü Satenik’in bir şarkısı şu perdelerden birine takılı kalmıştır. Virjinya ile Hiranuşun bir diyaloğu eski kostümlerin birinin yırtığına sığınmıştır. İşte bu hatıralar, o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde yine sahneye dökülürler. Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz fısıldaşır dururlar sabaha kadar. Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır. Perde!

superadmin

superadmin

Admin

Psikohelp ekibi tarafından hazırlanmıştır.

Bu Konu İle İlgili Uzmanlar

Narsisistik Kişilik Bozukluğu konusunda size yardımcı olabilecek uzmanlarımız

PSIKOHELP EGITIM

PSIKOHELP EGITIM

Klinik Psikolog

Genel Psikolojik Danışmanlık
1 yıl
5

₺500

Seans ücreti

Ömer ŞEN

Ömer ŞEN

Uzman Psikolog

Genel Psikolojik Danışmanlık
1 yıl
5

₺500

Seans ücreti

Alper Dursun

Alper Dursun

Klinik Psikolog

Genel Psikolojik Danışmanlık
1 yıl
5

₺500

Seans ücreti

Yorumlar (0)

Düşüncelerinizi paylaşın ve diğer okuyucularla etkileşime geçin

Yorum Yapın

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yapan siz olun!

En Popüler

Popüler Başlıklar

En çok okunan ve merak edilen konular